16 Ekim 2007 Salı

CANDY


ACI “ŞEKER”

Zevk veren maddelerin hayatımıza kattığı acı tatlara dair bir film Candy. Ancak selefleri Trainspotting ve Requiem For a Dream olunca ister istemez bir karşılaştırma durumu sözkonusu oluyor ki bu da “Candy” nin işini hayli zorlaştırıyor.

Nedense hayatta en çok acıyı sevdiklerimiz yüzünden çekeriz ve yapmaktan zevk aldığımız şeyler genelde zararlıdır. Bu cümle, filme ismini veren ana karakter Candy’nin hayatında birebir anlamını buluyor. Kısa sürede tanıyıp evlenme kararı aldığı, kendi deyimiyle “keş” sevgilisi Dan,onu uyuşturucu maddelerin en tehlikelisi diyebileceğimiz eroinle tanıştırıyor ve

Candy’yi önce cennete götüren bu madde bir süre sonra cehennemi yaşatıyor. Aslında filmin daha başında, onlara bir baba (!) şefkatiyle sarılan, ihtiyaçları olduğunda para ve uyuşturucu sağlayan Casper, Candy’e eroinle ilgili sihirli cümleyi söylüyor: “Bırakabileceğin zaman bırakmak istemezsin, bırakmak istediğin zamansa bırakamazsın” Ama bu cümle, cennet günlerini yaşayan Candy’nin bir kulağından girip diğerinden çıkıyor.

Yönetmen Neil Armfield, Luke Davies’in kitabından uyarladığı filmini cennet, dünya ve cehennem’den oluşmak üzere üç bölümde anlatmış. Candy ve Dan aşkla bulutlarda uçuyor, gerçeklerle yeryüzüne iniyor ve gerçeğin tadı acılaştıkça yeraltında kayboluyorlar.

Başkalarının parasıyla da olsa bulmayı başardıkları eroinin verdiği haz, sonsuza kadar birlikte olma sözleri ve nihayetinde virane bir depoda mutlu başlayan evlilik günleri, Candy’nin uyuşturucu bulmak için fuhuş yapmaya başlamasıyla ikiliyi yeryüzüne indiriyor. En azından Candy’yi. Dan’in bu duruma olan duyarsızlığı, Candy’nin ileride geçireceği sinir krizlerinin yavaş yavaş sinyal vermeye başlamasına neden oluyor. Dan’in de bir çeşit hırsızlıkla bir miktar para bulma gibi iyi niyetli çabaları yok değil ya (!) bu defa da Candy’nin beklenmedik hamileliği ve önce uyuşturucuyu bırakma çabalarının Casper’ın söylediği şekilde sonuçlanması, sonra bebeğin ölü doğması onları kaçınılmaz sona yaklaştırıyor. Şehirden uzaklaşıp bir kır kasabasında yaşamaya başlıyorlar ve hakkını yemeyelim bu defa da Dan hayatlarını yoluna koymak için çaba sarf ediyor ama Candy çoktan ona karşı kinle dolmuş oluyor bile. Bundan sonrası her ikisini ve ilişkilerini tamamen çözülme günlerine götürüyor. Biri hastaneye yatarken, diğeri eski günlerine dönüyor. Mendilleri hazırlayalım...

Aslında filmin bölümlerini kötü, daha kötü, en kötü diye adlandırmak daha yerinde olur gibi.
Çünkü “cennet” diye adlandırılan bölümde bile kahramanlarımız aslında pek de cennette yaşamıyor. Sahip oldukları tek şey birbirleri ve hayalleri. Yetmez mi diyebilirsiniz ama yetmiyor maalesef. Yani cennet hayallerde kalıyor, hem de oldukça kısa bir süre yaşanarak.

Candy’yi uyuşturucu batağına saplayıp güzel olması muhtemel bir geleceği yok eden kişi Dan mi yoksa annesi mi ya da herkesin ötesinde bizzat kendisi mi tartışılır ama Candy, bulunduğu durumun sorumlusu olarak annesini görüyor, orası kesin. Onu ufak tefek hatalarından dolayı eleştiren, her şeyin her zaman dört dörtlük olmasından yana anne modellerinden Candy’ninki. Bu da kendi deyimiyle, küçük yaşlardan itibaren yumruklarını sıkmasına neden oluyor. Ve Dan’le tanıştığında amiyane tabirle akacak mecra buluyor. Annesiyse Dan’i kızının hayatını mahvetmekle suçluyor. Bu suçlama aslında Dan’e değil Candy’e belki de. “Sen iradesizsin, aklın yok, bir adamın peşinden gidip hayatını mahvettin” diyor bir anlamda. Oysaki Candy’nin uyuşturucu macerasında kimsenin zorlaması söz konusu değil.

Yazının başında Candy’nin, selefi sayılabilecek filmlerle karşılaştırıldığından bahsetmiştim. Oysa Candy ile adı geçen filmler arasında kıyas yapmak çok da doğru olmaz çünkü Candy her ne kadar öyleymiş gibi görünse de tam olarak bir uyuşturucu filmi sayılamaz. Onun için daha çok bağımlılık üzerine bir film diyebiliriz. Bu, bir eşya, bir müzik grubu, sigara, alkol yani her şey olabilir. Bu film içinse iki gencin birbirlerine ve zincirleme olarak uyuşturucuya bağımlılıkları söz konusu. Yani “Trainspotting” ya da “Requiem For a Dream”deki gibi muhteşem halüsinasyon sahneleri beklemeyin. Birbirlerine olan bağımlıklarındaysa ağustos böceği tarzı bir yaşam söz konusu ki, bu onları uçuruma götürüyor. Neredeyse tüm film boyunca duyarsızlığa son noktayı koyan Dan, ayrılık sürecinde bunu fark ederek üzerine düşeni yapıyor yapmasına ama kaybedilenler geri gelmiyor sonuçta. Eğer ısrarla uyuşturucu filmleri kategorisine sokup değerlendirerek karşılaştırma yapmamız gerekirse, Candy maalesef oldukça zayıf kalıyor ve “biz bu filmi görmüştük” cümlesini dedirtiyor. Acı bir aşk hikayesi desek, onu da görmüştük. Sonuçta Candy, daha önce görmediğimiz bir şey göstermiyor ve geriye hoş vakit geçirten 108 dakikadan başka bir şey bırakmıyor.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

acı