10 Ağustos 2008 Pazar


Korkuyla başladı uykusuz gecelerin. Tabii bu senin hatırladığın, annene sorarsan doğumundan hemen sonra ve onu izleyen aylarda tanışmışsın geceyle. Onları da tanıştırmışsın tabii, sonra onlar normale dönmüşler ama sen devam etmişsin gece yaşamaya. Hala da ediyorsun. Önceleri hava kararmaya başladığında belli belirsiz bir tedirginlik kaplardı içini. Çok değil, birkaç saat sonra herkes yatacak, sen de tabii, ama onlar uykuya dalacak sense yorganı başının üzerine çekip görmediğin “şey”lerin azabından gözlerini sımsıkı kapayarak koruyacaktın kendini. Gözler kapanınca beyin uyumuyor ki, çarpık hayal gücün görebileceğin olası kötülüklerden fazlasını yaşatıyordu sana. Okula başladıktan sonra bazı geceler herkes uyuduktan sonra ders çalışma bahanesiyle kalkar oldun yataktan. Oysa dört taraftan gelen uyku seslerine tahammülsüzlüğündü sana gece yarısı defter-kitap açtıran. Baban kızardı öyle gecelerde, ne vardı ki uyuyamayacak? Bir bilseydin! Çünkü artık korku da değildi sebep. Öyle ya yataktan kalkıp çantana gidecek cesareti buluyordun sonuçta. Sonra, çok sonra yaklaşık bir yıl kadar, hayatında bir daha hiç tekrarlanmayacak kadar erken daldın uykuya. Seni geceye küstüren de bir çeşit kaçıştı. Uyku-uykusuzluk, ne garip… Çok uyusan da az uyusan da problem. Hayatı boyunca ortalamayı tutturamayanlara ne olacak?

İşin garibi bir başlasa bitiremeyenlerdensin uykuyu. Sorun sadece saatlerde. Hani bebekler geceyle gündüzün ayırdına varamadıklarından gündüz uyuyup gece ağlar ya, anlaşılan senin o dönemlerdeki farkındalıksızlığın süreklilik arzediyor. Aslında sorun değil, seviyorsun gece yaşamayı bir taraftan. Sosyalleşmek gerektiğinde biraz zor oluyor, hepsi o.

Şimdi düşünüyorsun da gündüz kitap okuduğun zamanlar geceye oranla çok azdır. O işe ilk başladıktan sonraki üç yıl boyunca hep gece çalıştığından sabaha kadar kitap okur (neyse ki bilgisayar yokmuş!) akşamüstü kalkıp yola düşerdin. Üç yılın sonunda sana sabah nöbeti yazdıklarında iyilik yaptıklarını düşünüyorlardı, belki de yapmışlardı ama onu bir de sürekli yanan midene, ağrıyan, şişen gözlerine sormalılardı. Bir zaman sonra vücudun alıştı belki öyle yaşamaya ama sen hala alışamadın erken yatıp erken kalkmaya.

Aslında her zaman o kadar güzel değil uyu(ya)mamak. Ya da her zaman tercih edildiği için yaşanmıyor gece. Belki de hiçbir zaman öyle değil de öyle olduğunu düşünmek ufak da olsa avuntu veriyor huzursuz ruhlara. Yanındaki uyuyorsa, onunla beraber milyarlarca insanın uyuduğunu biliyorsan ya da seni uykundan eden sebepler bunun farkında bile değilse kütüphane açtırsın sana uykusuzluk, ne önemi var ki? Öyle zamanlarda alkol çare olur bazen. Ama bazen...

Daldan dala atlıyoruz, başka daldayız: Deneyimleyen bilir, ilginçtir uykusuz kalan vücut belli bir doyum noktasından sonra enerji patlaması yaşayabiliyor. Belki 36 belki 48 belki daha fazla saat geçer ama hala yatmasan uyumayabilirsin. Ve işin daha da ilginci algı zayıfladığından mıdır nedir garip bir mutluluk duygusuyla dolabilir için. Öte yandan gayet normal uyumuş olsan da, o günün akşamında hem de çok keyifli bir sohbetin ortasında aniden kapanabilir gözlerin. Çelişmezsek ölürüz!

Neyse yine sabah oldu; 06.35. Az önce balkonda sigara içerken bir evden alarm sesi geldi. Diğerleri için yeni bir gün başlarken sen daha bir öncekini bitirmeyi bile başaramamışsın. Az sonra onları yeni güne uğurlayan apartman kapıları teker teker kapanacak. Belki sen tam yatıp uykuya dalacakken hızla kapanan bir kapı “uyku motivasyonunu” bozacak. Sonra sinirlenip kaşınmaya başlayacaksın. Ayağın, üzerine yattığın kolun, sırtın, uzun sözün kısası seni hareket etmeye zorlayıp uykunu kaçıracak her yerin sırayla kaşınacak. Sinemada da olur bu ama konumuzla alakası yok. Sonra bir şekilde geç başlayan günü geç de olsa bitireceksin, diğerlerini yine bir gün geriden takip edeceksin. Güneş doğduktan sonra kavuştuğun uykun sana cesetli, kaçma-kovalamacalı, cinayetli, vs artık kabus olarak değerlendirip de korkarak uyanmaya bile tenezzül etmediğin çeşit çeşit rüyalar sunacak.

2 yorum:

21 gram dedi ki...

"işi gücü olanlar çoktan gitti, bir ben kaldım, tenhasında gecenin hiç uyumamış ben"

21 gram dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.