Yollar, yolculuklar hiç bitmesin isterdim bir zamanlar… Belki de gideceğim yere gitmek istemeyişimdendi. Başımı kirli otobüs camına yaslayıp yolu izleyerek hayaller kurmak ya da hiçbir şey düşünmeksizin büyülenmiş gibi yolu izlemek iyi gelirdi. Her nedense fark etmez ama yolum hep biter ve otobüsten inmek zorunda kalırdım. Hayata benzetirdim o yolculukları. O otobüsten ibaretti hayat denen şey bir bakıma. Yolcular biner, bir süre oturur, sonra inmek zorundadır. Ama otobüs yoluna devam eder. İçinde kimin ya da kimlerin olduğunun pek de önemi yoktur. Şimdi işte hiç inmeyeceğim bir otobüse binmiş gibiyim. Burada zaman diye bir şey olmadığı için kaç saat, gün ya da haftadır gidiyoruz bilmiyorum ama sonsuz bir yolculukta gibi hissediyorum kendimi. Ve eminim etrafımdaki herkes buna benzer bir şey hissediyor. Yine başım cama dayalı ama ne etrafta izlenecek bir “şey”ler var ne de aklımda kurmak isteyeceğim hayaller. Yol diyebileceğim o saydam “şey”de bizden başka hiçbir şey yok. Manzaraysa otobüsün camındaki izlerden ibaret. Etrafta garip bir şeffaflık. Sonra otobüsün aynasına takılıyor gözüm. İçinde bulunduğum otobüsün, bir şişenin içinde olduğunu fark ediyorum şaşkınlıkla. Henüz ağız kısmındayız, yolun başındayız yani. Etrafıma bakıyorum şaşkınlıkla, yine bütün yüzlerde o beni artık sıkmaya başlayan huzur. Düşünmemek için cama çeviriyorum başımı. O gözlerle göz göze (!) geliyorum, beyaz gözlerle. Konuşmadan “göreve hazırlanıyorlar, sen de hazırlansan iyi olur” diyor. Sonrası sonsuz bir uyku gibi. İçgüdüsel bir şekilde uyandığımda şişenin sonuna geldiğimizi görüyorum aynadan. Herkes büyük bir heyecanla o “an”ı bekliyor. Hızla ilerliyor ve şişenin dibine çarpıyoruz. Ve bir dağ yolundayız şimdi. Çarptığımız otobüs paramparçayken bizimkinde hiç hasar yok. O otobüse ilerleyip camlardan sarkan, koltukların arasına sıkışan cesetleri toplamaya başlıyoruz. Bir yığın oluşturup etraftan toplanan çalı çırpının yardımıyla tarafımızdan yakılıyorlar. Ve biz, bir görevi daha sonlandırmanın mutluluğuyla otobüsümüze geri dönüp “ev”imize doğru yola çıkıyoruz.
MAVİ SÜVARİ ALMANAĞI
-
MAVİ SÜVARİ ALMANAĞI
Büyük bir çağ başlıyor, başladı bile: Düşünsel “uyanış”, “kaybolmuş
denge”nin yeniden kazanılması yönündeki eğilim, düşünsel filizl...
17 yıl önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder