22 Mayıs 2008 Perşembe

UNUTMAK


Okuduğum, izlediğim hatta yaşadığım her şey hiç olmamışlar gibi boşlukta kaybolup gidiyor. Neden bilmem, bazen okuduklarından feyz alan ya da en azından unutmayan insanlara imreniyorum. Dediğim gibi neden bilmem. Yani her şeyi hatırlayıp da ne yapacağım ki, iki sohbet arası kullanım için mi biriktiriyoruz öğrendiklerimizi? Ama aynı kitabı hiç okumamış gibi en baştan okumak ya da aynı filmi ilk defa izliyormuş gibi heyecanla izlemek bazen sinirimi bozuyor yine de. Ya da dün öğle yemeğimi kimle ya da kimlerle yediğimi hatırlamamak gibi ufak tefek gündelik ayrıntılar. Bazen tüm bunlar gereksiz bir şekilde kendimi iyice küçücük hissetmeme neden oluyor. Hem hiçbir şey bilmemek istiyorum hem de bildiklerimi hatırlamak. Buradan bir yere varamayacağım kesin tabii. Bazen sebep arıyorum, yaşlanıyor olmak fikri gelip takılıyor aklıma. Ya da daha da kötüsü (ne kadar kötü, kötü mü emin değilim) üstünkörü yaşadığımı düşünüyorum. O an gelip geçiyor her şey, iz bırakmıyor sanki. Ama neye göre seçiliyor iz bırakanlar o zaman? Şu ufacık benliğimi bile çözmekten çok çok uzak olmak canımı sıkıyor böyle düşününce. Ne işe yararım ki o zaman? Aslında bunlar da yalnızlığa götürüyor beni sanırım. Bırak başkalarını kendini tanıyamıyorsan çevrende yüz kişi olsa ne olur? Ya da hatıra biriktirmeyi bile başarmaktan acizsen? Yeni bir oyuna kendimi kaptırıp bunları düşünmeyi de unutmaktan başka şansım yok gibi.

Hiç yorum yok: