
BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ…
Çağan Irmak denince çoğunluğun aksine Babam ve Oğlum’u değil Mustafa Hakkında Herşey’i hatırlayanlardanım. Bol gözyaşı döktüren Babam ve Oğlum yönetmenin filmografik grafiğinde kanımca düşüştür. Bu sebeple Ulak, biraz tedirgin yaklaştığım bir film oldu. Muhtemelen benim gibi düşünenlerin çoğu da aynı duygularla izledi Ulak’ı. Mustafa Hakkında Her şey için hissettiğim iyi duygulardan ne kadar uzaksam Babam ve Oğlum için hissettiğim kötü duygulardan bir o kadar uzak çıktım Ulak’tan. Dolayısıyla ikisi arasında bir yere koyduğum bir film oldu.
Dış dünyadan kopuk diyebileceğimiz bir coğrafyada yaşayan mutsuz insanlar köyüne gelen bir yabancının, ışık gördüğü bir avuç insana sevgiyi, cesareti öğretmeye soyunarak orayı değiştirmesi pek de yabancısı olduğumuz bir hikaye değil. Irmak’ın bizzat yazdığı “masal” da buna işaret ediyor özünde. Fakat her ne kadar bu yabancı, umut yeşertmeye çalışsa ve başarılı olsa da bu, aslında karanlık yanları ağır basan bir masal. Bu noktada görsellik de senaryoya hizmet ediyor. Gri, kahverengi, sarı tonların hakim olduğu mekan, tıpkı orada yaşayanlar gibi izleyiciye de kasvet vererek köyün ruhunu hissettiriyor. Irmak senaryoyu yazarken hem geçmişte hem günümüzde yaşananları karıştırıp harmanlamış, çeşitli kaynaklardan beslenmiş. Dolayısıyla bir Fareli Köyün Kavalcısı’nı hatırlıyorsunuz, bir Yahuda’nın ihanetini, yer yer de ortaçağ karanlığını… İşin aslı filmde bahsi geçen mevzular zaman ve mekan değişse de baki kalan olgular. Cehalet çoğu zaman hata yaptırır, felaket bile getirebilir. Tıpkı masalı anlatan Zekeriya’nın söylediği gibi “bilinmeyenden duyulan korku” sebep olur buna genelde. Sonra sevgisizlik, önyargı… Ve hepimizin içinde ilahi adalete inanma isteği vardır. Ve zaman ve coğrafya ne kadar farklılaşsa, insanlığın dertleri form olarak değişse de içerik olarak aynı kalır. O nedenle Irmak’ın, filmini belli bir zaman ve mekana oturtmaması yerinde bir yaklaşım. Yaşananlar hiçbir zaman, hiçbir coğrafyada değişmiyor ki!
Ulak’ın başarısı tartışılır ama Çağan Irmak’la ilgili kesin olarak söyleyebileceğimiz bir şey var ki; o da Türk halkının duyarlılık noktalarını çok iyi çözümlemiş olması. Ve yönetmen hemen her filminde bunu akıllıca kullanıyor. Kullanıyor da insanlara gözyaşı döktürme isteği de nedir, ona anlam verebilmiş değilim. Belki bilinçli bir tercih olmayabilir, bu anlamda bu bir “istek” değildir ama izleyiciyi, içinde özellikle çocuğun olmasından kaynaklanan bir duygu sömürüsü noktasına götürebiliyor ki, bu da bir süre sonra rahatsız edici oluyor.
Filmin oyuncu kadrosu herkesin malumu olduğu üzere hem yönetmenin hem de Türk sinemasının vazgeçilmezlerinden oluşuyor. Ancak biri var ki, özellikle üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum: Yetkin Dikinciler. Oyuncu belki de en başarılı performansını bu filmde gösteriyor. Hani neredeyse “hep kötü adamı oynasın” diyeceği geliyor insanın. Ancak filmde rol alan oyuncuların genel düzeyinden bahsedecek olursak başarı grafiklerindeki farklılıklar filmi biraz yapmacık kılıyor, inandırıcılığını azaltarak rahatsız ediyor. Bunda bazı diyalogların fazla “ders verici” edayla yazılmış olmasının da payı yok değil. Mesaj içeren, sloganımsı cümleler biraz fazla kullanılmış ki bu da rahatsız edebiliyor.
2005 yapımı Babam ve Oğlum’un film müziğiyle ‘World Soundtrack Discovery of the Year' (Dünya Film Müzikleri Yılın Keşfi) ödülünü alan Evanthia Reboutsika bu filmin müziklerinin de arkasındaki isim. Dolayısıyla müzikler kulağa o kadar tanıdık geliyor ki, bu ortaklık devam ederse, bir süre sonra filmi bilmeseniz de izlediğinizde “bu Çağan Irmak filmi mi?” dedirtecek noktaya gelecek gibi görünüyor.
“Masal yalnızca anlatanın değil dinleyenindir aynı zamanda” O halde herkesin kendine çıkarabileceği bir pay vardır bu masalda da. “Masal” diyoruz ve çocuklara anlatılıyor belki ama aslında yetişkinlere söyleyeceği çok şeyi olan masallardan bu. Çok mu değişik bir şey söylüyor, hayır. Ancak Türk sineması için farklı bir dil yaratma çabası içinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda zirve yapmasa da çok da başarısız olduğunu söyleyemeyeceğimiz Çağan Irmak’ı dinlemekte fayda var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder