Olacağı buydu işte, sonunda sesimi tamamen aldılar. Söylediklerim çok can sıktı demek, susmam gerekti. Ama bilmezler mi ki, konuşamamak susmak anlamına gelmez? İşte yazıyorum şimdi, yine bağırarak yazıyorum. Söylenecek ne kadar çok şey var, bazen insan nereden başlayacağını bilemiyor, bazen de hiç birini hatırlayamıyor. Hepsi aynı anda üşüşünce beyne, hiçbirinin anlamı kalmıyor belki de. Bir de aslında ne kadar çok şey söylesem, o kadar anlamsızlaşıyor sözlerim. Şimdi öyle dingin ki hayatım, hayatım? Ama bir taraftan avazım çıktığınca bağırasım var. İsterim ki, bir gün hayattan ve belki de aslında kendimden, bir gün artık ne bağırmak, ne ağlamak, ne sinirlenmek, ne kaldıramamak gibi dertlerim olmasın. Mesela ne bileyim gazete okumayayım, mesela kimseyi görmeyeyim, belki o zaman sinirlenmemeyi başarabilirim. Bilmem, bilmem... Bilmiyorum işte, öğrenemedim yaşamayı hala, alışamadım. Ve artık fazla vaktim de kalmadı aslında. Ne acı hiçbir şey anlamadan gelip gitmek. Aklımda cevaplanmamış sorularla öleceğim. Ne acı. Ya da hiç önemi yok, cevaplar zaten yanlış, cevaplar zaten yok. Sorular da öylesine, iş olsun diye soruluyor. Bilmem, onu da bilmem
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder