20 Şubat 2010 Cumartesi

kedi uyuyor...


Kedi uyuyor, ben üzerini örtüyorum. Hayvanları bile kendimizleştiriyoruz ne garip. Yüce insan üşürse kedi de üşür, üstü örtülesidir o zaman. Sokak kedileri ne bulursa yer, nasıl da yaşarlar çirkin dünyada, ev kedileri bilmem ne marka mamadan yemezse hasta olur, o mamayı sevmez bunu sever, yok parazitiydi, vesairesiydi, bir şeyler olur. Aşıları, kısırlaştırmaları, kilosu yerinde mi, hepsi dert… Sonra dışarı kaçarsa kötüler yerler onu. Sokak kedileri karı kışı, tüm zalimleri alt eder oysa. Muhtemelen biz şefkatli kollarımızla sarmalamasak bizim kedilerimiz de tüm bunları yapar. Muhtemelen biz de kendimizi bu kadar kırılgan sanmasak, bu kadar rahata alışmış olmasak biz de sokaklarda uyuyabilir, asla yapamayacağımızı sandığımız bir sürü şeye göğüs gerebiliriz. Kötü olduğunu düşünüp vahlandığımız şeyler gayet insansı, insansı demek biraz yanlış belki ama bu dünyaya özgü şeyler değil midir ne de olsa? Bu dünyada olup biten her şey bizim elimizden geçmiyor mu? Birileri birilerine böyle şeyler yapabiliyorsa, o birileri ısrarla bizler değilsek, ama yine de olabilirsek ola ki, o zaman katlanmayı da bilmemiz gerekmez mi, katlanmak her şeyden önce doğamızda yok mu? Zorunda değil miyiz, zorunluluklar üzerine yaşamıyor muyuz? Aç kalırsam her şeyi yerimler bizler değil miyiz? Yaşamak, yaşamın devamını sağlamak değil mi esas olan? O zaman kalan sağlar bizim mi? Bizim, ötekiler, ötekiler işte gidiyorlar, unutuluyorlar, çünkü hayat olanca çirkinliğiyle devam ediyor.


Hiç yorum yok: