Yine başladılar sağımda solumda cirit atmaya. Sinirlendiğimi belli etmemeye çalışıyorum ki kaybolup gitsinler etrafımdan. Gölgeleri de gitsin, kendileri de, çatır çatır seslerini de bırakmasınlar geride. Sonunda beni yine çıldırtacaklar, anlamıyorum niye bütün dünya üzerime geliyor ki? Ben burada oturmuş hikayemi yazıyorum sadece. Kimseye kötü bir şey yapmadım. Bana kötülük yapanlardan intikam almaya kalksam neler olurdu kimbilir, ama ben yapıyor muyum, yok! O halde onlar ne istiyor benden? Hem kendileri de gelmiyor şekil yolluyorlar bana. Duvara bakma, tuvalete gitme, gözünü kapama, e ben ne yapayım o zaman. İlla ki bir iple tavana mı asılacağım yani? Ben de bağırıyorum “gelin ulan gelin, tek tek değil hep beraber gelin” Onlar da tabii hemen çullanıyorlar üzerime bunu duyunca. Böyle zamanlarda yine de gözlerimi, kulaklarımı sımsıkı kapayıp düşünmeye başlıyorum. Kulaklarımı kapatınca en azından seslerini duymam diyorum ama onlar kafamın içine de giriyorlar tabii. Olsun yine de papatyalar açmış diyorum, bu defa da papatya toplarken uyuyakaldığım zamanlarda oramı buramı ısıran karıncalar, çeşit çeşit kır böcekleri gelip onlara katılıyor. Ben de aldığım hediyeleri, uzun süren takip günlerimi, gecelerimi düşünüyorum. Sonra ansızın beni farketmesini, sonra şikayet etmesini, sonra yanlışlıkla ölmesini. Al işte bu defa koca koca kafalarıyla ölüler gelip katılıyor onlara. Ölülerin artık olmadıklarını bilsem de gördüklerime inanmaktan başka ne yapabilirim ki?
Gördüklerimi siz de görseniz bir dakika dayanamazdınız. Hepsi bir olup dört duvarımın arkasına geçiyorlar, sonra da gülüşerek ittirmece oynuyorlar. Ben küçücük kalıyorum, ellerimi uzatıp duvarları tutuyorum ama sadece iki elim olduğundan yetmiyor durdurmaya. Hem ben tek kişiyim, onlar yüzlerce, binlerce, sayılarını bile bilmiyorum. Böyle anlarda bazen düşünmeye başlıyorum, bir türlü anlam veremiyorum neden birinin bile çıkıp da beni savunmadığına, bir kişi olsun yanımda durmadığına. Onlar benim katil olduğumu düşünüyorlar, bence hepsi benden daha katil. Ben yanlışlıkla yaptım, onlarsa gözlerinin önünde olup bitene üç maymunu oynayarak, hatta göz yummak bir yana dursun olan biteni destekleyerek benden daha masum mu oluyorlar? Hem zaten yeni değil ki gelişleri. Onların yüzünden kaç gece uykusuz kaldım ben. Önceden de, hep gelirlerdi, bu aptal oyunu oynayarak eğlenip giderlerdi. Benim ne düşündüğüm hiç umurlarında olmadı. Ben de onların ne düşündüğünü umursamazdım zaten. O yüzden hiç anlaşamadık zaten, oyunun dışında kalan da ben oldum ama. Bunu da önemsemiyorum, tek istediğim artık bu gereksiz ziyaretlerin bir son bulması. Sonra yine gürültü olacak, onları duyacaklar, sonra da gürültüyü benim yaptığımı zannedip benden çıkaracaklar acısını. Burada elektrikle işkence yapıyorlar. Bazen de iğneyle. Uyandığında öyle yorgun oluyorsun ki dünya yansa umurunda olmaz. Ama ne oluyor işte, bir an, bir süre, ne kadar sürüyor bilemiyorum ama sonra yine geliyorlar.
Bunu buradakilere anlatamazsın, bazen onların da bu hain plana ortak olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen maske takıp geldiklerinden tanıyamıyorum ama içlerinden bazıları buradakiler, eminim. Sahtekarlar, kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz? Biliyorum ama söyleyemiyorum işte. Söylesem de inanacak kimse yok ki! Bir iki defa söylemeye çalıştım da başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Kollarımdan, bacaklarımdan zorla bağlayıp yatağa yatırdılar, sonrası malum işte, bastılar elektriği. Bayağı direndim ama işte yetmedi. Tüm dünyaya karşı bir kişi. Ne kadar dayanabilirsin ki? Böcekleri elleriyle tutup gülüyorlar bana, parmaklarının arasında çatır çatır ezip üzerime salıyorlar. Canı yanan zavallı böcekler tüm hırslarını benden alıyor sonra. İşte yine geliyorlar. Kaçmam lazım, daha fazla yazamayacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder