20 Eylül 2008 Cumartesi

mucize


Mucizelere inanırım ben. Belki tüm çareler tükendiğinde tutunacak başka bir şey kalmamasındandır ama her nedense inanmak huzurlu kılar beni. Aslında belki de bir şeye gerçekten inandığım zamanlarda bir şekilde, anlamlandıramadığım bir “güç” le o şeyi oldurmamdandır inancım. Tabii bu her zaman iyi şekilde sonuçlanmayabiliyor. Kötü şeylere de yol açabiliyor düşünce gücüm. Mesela küçükken, çok küçükken birini öldürdüm bu yolla. O da çok küçük, hatta benden de küçük bir kız çocuğuydu. Annemin eteğine (mecburen) yapışıp gittiğim misafirliklerden birinde oldu olanlar. Dört-beş yaşlarındaydım ve evdeki çocukların en büyüğüydüm. Kıza görür görmez uyuz olmuştum. Anneler oturup sohbet ederken biz evi keşfediyorduk. Mutfakta, tam fırının yanında oldu. Karşı karşıya duruyorduk, bir meseleden –muhtemelen bir oyunun kuralları yüzünden- tartışmaya başladık ya da belki tartışmadık bile. Tek hatırladığım kızın suratına tokat attığım. Sonra ne oldu bilmiyorum, o ağladı mı, beni annesine şikayet etti mi, yoksa hiçbir şey yapmadan mutfaktan çıkıp gitti mi? Aradan birkaç hafta geçti ve bir gün annem bana hayatım boyunca unutamayacağım o haberi verdi. O kız evinin balkonundan aşağıdan geçen seyyar oyuncakçıya bakarken yere düşüp ölmüştü! Bu bir mucize değil, kötücül bir yönlendirmeydi ve ben katil olmuştum. Ona uyuz olduğum için ölmüştü kız. Belki basit bir tesadüftü ama olmuştu işte. İnsan ruhunun ne kadar kötücül olabileceği, bu kötücüllüğün nelere mal olabileceğiyle ilk tanışmamdı bu olay. Ne yapsam, ne kadar oyun oynasam unutamıyordum ve hala unutmadım.

Belki de bu olay “mucize yönlendirme” sanatımda kötü bir milat olmuştu. O günden beri hiç iyi bir mucize yaratamadım, iyi bir şey oldurmak için ne kadar yoğunlaşsam da başarılı olamadım. Ama ne zaman bilinçli ya da bilinçsiz olarak biri hakkında kötü şeyler düşünsem o kişinin başına biraz mübalağalı bir deyimle “felaket” ler geldi. Bu da bazen işe yaramıyor değil. Bir çeşit iç rahatlatma yöntemi oldu bana. Belki de başka türlüsü elimden gelmediğinden bununla yetinip, iyi yanlarını görmeye çalışıyorum o kadar. Ya da ben aslında kötü ruhlu bir insanım, bu yüzden bu tarafım hep ağır basıyor.

İşin aslı bu yazı hikaye olacaktı ama olamayacağını anladığım şu satırlarda bana düşen bitirmek galiba.

Hiç yorum yok: